Friday, August 12, 2011

İncik Kebabı

Malzemeler
1 kg. kemiksiz dana incik
2 adet ortaboy havuç
1 baş soğan
5 diş sarımsak
4-5 adet sivri biber
1 yemek kaşığı karabiber
1 tutam biberiye(rosemary)
5 yaprak defne
1 kaşık domates salçası

Yapılışı

Bütün malzemeler düdüklü tenecereye konur 25 dakika pişirilir. Tercihen nohutlu pilav ve cacık ile servis yapılır

Saturday, July 2, 2011

Laparoskopik kistetkomi ameliyatım namı diğer çikolata kistlerim

4 Haz.2011'de evlendik. Çocuk istiyoruz. 28 Tem. Salı akşamı cinsel ilişki sonrası şiddetli bir kasık ağrısı başlıyor. Sabaha kadar devam ediyor kasılmalar. Uyuyamıyorum. 11.00 gibi kalktığımda ilk işim evime yakın olan polikliniğe gitmek. Yaşlı jinekolog amcamız iki büyük kist görüyor ultrasonda vebaşka bir jinekoloğa gidip renkli dopler çektirmemi öneriyor. Neden burada çektirip sonucu size göstermiyorum dediğimde izne çıkacağını ve dönüşte belki aynı poliklinikte çalışmayacağını söylüyor. Geceden beri geçmeyen ağrılara birde kist teşhisi ve renkli dopler istemi eklendi. Özel Göztepe Echomar Hastanesine gidiyorum. günün 2. muaynesi oradaki Jinekolog Seyhan Özcan ile gerçekleşiyor. Kist teşhisini doğrulmakla birlikte doplere ek olarak bazı hormon tahlilleri istiyor. Sözde ssk geçen hastaneye 82 tl. muayene ücreti ödüyorum. Ssk geçmese 30 tl. fazla ödeyecekmişim. Ne büyük fark! İstenilen renkli dopler ve tahliller 780 tl. ye yapılıyormuş. Tekrar Rana Beşe sağlık polikliniğine dönüp orda yaptırıyorum tahlileri. Dörtte bir fiyatına mal oluyor hepsi. 780 tl yerine 220 tl. verip çıkıyorum. Dopler için gün vermek istiyorlar ama dr.ile görüşüp ricada bulunuyorum. "bugün çekerim ama en son sizi alırım " diyor. "Tamam" diyorum. akşam 18.00 gibi dopler çekiliyor. Raporu hemen yanımda yazıyor ve veriyor dr. Taksiye atlayıp hemen Echomar'a Seyhan Bey'e gidiyorum. Tahminlerin doğru olduğunu söylüyor ve çukulata kisti teşhisini onaylıyor. En kısa zamanda ameliyat olmam gerektiğini söylüyor. Eve dönüyorum. gün bitiyor ama ağrılarım bitmiyor. Gece 02.00'de Göztepe Ssk'nın acil servisinde buluyorum kendimi. Önce kan tahlillerim alınıyor. Kistin patlamış olma ihtimaline karşı yine ultrasonla bakıyor. Gün içerisinde ultrasonla bakan dördü
ncü, teşhisi doğrulayan 3. dr. Malum radyoloji dr.u sadece rapor yazıyor. Ertesi sabah 30 Temmuz perş. Universal Hastanesi Hasanpaşa'ya gidiyorum. Op. Dr. Cemal Demir muayene ediyor. Açık ameliyata almak isitiyor. Açık ameliyat olmak istemediğimi, laparoskopi isteğimi söylüyorum. Laparoskopi konusunda acil yönlendireceği bir uzman soruyorum. Yücel Karaman diye bir dr. öneriyor. Jinekolog olan abisiyle telefonda görüşerek Yücel Bey'in Brüksel tüp Bebek merkezinde çalıştığını öğreniyor. 118'den merkeze ulaşıyorum fakat aynı güne randevu veremeyeceklerini söylüyorlar. durumun acil olduğunu söyleyince Yücel Bey'in asıstanına bağlıyorlar. Kendisine 5 farklı dr.atarafındna onatylanan acil ameliyat kararı olduğunu, laparoskopi konusunda uzman olduğu için Yücel Bey'in önerildiği ve acil ameliyat olmam gerektiğini söylüyorum. Yarım saat sonra Brüksel Tüp Bebek merkezinde muayene ediyor yücel Bey. ve Memorial'a gidip yatış işlemlerimi yapmamı söylüyor. Nakit 7.500 tl. karşılığında aynı akşam ameliyata alıyor. Etesi akşam taburcu oluyorum. Eve gider gitmez ilk işim 1 saat süren ameliyatın kaydını izliyorum. Yumurtalıkları saran kistler dehşet verici. En az 6 ay, 1 sene içinde oluştuğu söyleniyor bu kistleirn. Peki Nisan ayında Rana Beşe Sağlık polikliniğne gidip muayene olduğumda nasıl oluyorda bu kistler görülmüyor? Tüpler tıkalı olduğu halde neden yumurtalıkların ve rahmin tertemiz olduğu ve gebe kalmama engel hiçbir problem olmadığı söyleniyor?

Monday, December 20, 2010

Kendimden korkuyorum

Bazen acılar olgunlaştırır insanı. Sabırdır bunun adı. Kan akmaz dışarıya. Dolaşır durur içeride. Bazen derin bir nefes alır insan, bazen de yutkunur dikenli bir kestane yutmuşçasına. Bazen de tahammülsüz kılar fazladan akacak bir damla kan ağır kayıplara yol açacağı için. Yaralanmaktan korktuğu için pençe atar kedi. Kendine bir daire çizer. Alanına girildiğinde tıslar. Kendime bir daire çiziyorum. alanıma girildiğinde tıslıyorum. Kedi gibiyim bazen. Güvenlik alanımın zedelendiğini hissettiğimde saldırıya geçiyorum. Kimi zaman sevenlerimi yaralıyorum, kimi zaman kendime batıyor pençelerim. Korku olmasa herşey daha kolay olacak. Yaşanmışlıklar güçlü mü kılıyor insanı yoksa korkuları besleyip zayıflatıyor mu beni? Bu aralar kabus görmüyorum. ama seni kaybetmek ölesiye korkuyorum. Avucumda kalbi atan bir kuş gibisin. Kaçmayasın diye çok sıkıyorum bazen. pençelerin elime batıyor. elim kanıyor. Kan sana bulaşıyor. Biz kirleniyoruz.

Seni kaybetmekten korkuyorum

Seni kaybetmekten korkuyorum..
Hani boşanırken canım çok yanmıştı ya. Dilini doğru düzgün konuşamadığım yabancı bir ülkede yapayalnız kalmıştım ya. Boşanıpta Türkiye'ye döndüğümde "bir daha hayatta evlenmem. Allah yazdıysa bozsun!.." demiştim. Şimdi o ben deli gibi korkuyor bedduanın tutmasından ve sensiz kalmaktan.

Hayat bu; bir adım sonrasını asla bilemiyoruz önceden. Bazen kötü bir olay, iyi bir olaya vesile olabiliyor. Tıpkı seninle tanışmamız gibi. Maya ikinci kez 3. kattan düşmüştüde Çekmeköy'deki veteriner anlamamıştı ya kaburgasının kırıldığını. Nefes alamamıştı sabaha kadar. Onunla birlikte ben de.. Hani ertesi gün 19 Mayıs'da ablama gitmiştim ya arabasının anahtarını almaya. Florya'ya kendi veterinerine götürecektim Maya'yı. Orada tanımıştım seni. Kötü bir olay, iyi bir olaya vesile olmuştu. Maya hızla iyileşti, ben hızla iyileştim. Seni tanıdım, herşey güzel oldu. Yaşam, yaşanmaya değer oldu. Özlüyorum. Seviyorum. Hem seni, hem özlemeyi. Hayatı anlamlı kılan sen, seninle hayata tutunan ben. 2 Ocak 2011'de sözümüz var. Umuyorum ve diliyorum herşey çok güzel olacak seninle..